Yılmaz Tunca - Gazeteci - TV Programcısı

Özet bilgi

Kurulduğundan bu yana Flash TV'de görev yapan Yılmaz Tunca önce Flash TV'nin Bursa merkezinde çalıştı. O dönem Flash TV Haber Genel Koordinatörü olan Ferhan Şaylıman'la birlikte çeşitli programlar hazırlayan Yılmaz Tunca daha sonra Flash TV Ankara Temsilcisi görevine atandı. Halen aynı görevi sürdüren Yılmaz Tunca, Türkiye'de çok ses getiren aralarında Düşünce Kampı, Gerçek Gündem, Erhan Göksel'le birlikte hazırlayıp sunduğu program, "Cübbeli" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile yaptığı programlarla sık sık gündeme geldi. Tunca, donanımlı ve düzeyli sunuculuğun örnek isimleri arasındadır. Yılmaz Tunca, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Program

Yılmaz Tunca bir süre ara verdiği Gerçek Gündem programına 2012 yılı Eylül ayında yeniden başladı. Aynı zamanda Flash TV Ankara Temsilcisi olan Yılmaz Tunca Gerçek Gündem programıyla haftaiçi 5 gün 07:05 - 09:10 arası Flash TV'de, canlı.

Akşam Gazetesi Röportajı

Kendi deyimiyle 'rating kaygısı olmadan' bir program yapan ve 'halkın gündemini öne çıkaran yayın yaptığı için' övünen gazeteci Yılmaz Tunca, Flash TV'de her sabah izleyiciyi gazete manşetleriyle selamlıyor. 11 gazetenin ilk sayfalarında yer alan haberleri tek tek okurken, kimi kez de iç sayfalarda gömülmüş gelişmeleri, izleyicinin dikkatine sunmayı ihmal etmiyor. Yorumlarına sindirdiği gizli muhalif kimliği ile izleyicideki bilinçaltını harekete geçiren Tunca, eleştirilerini 'üslup ayarıyla' törpülediğinin de altını çiziyor. Ergenekon zanlısı Erhan Göksel ile geçen yıl pazar günleri yaptığı başka bir program, aldığı yüksek reytinge rağmen yayından kaldırılmıştı. Hükümetin baskıları nedeniyle yayından kaldırıldığı o dönemde çokça yazılıp-çizilen programa ilişkin ilk kez konuşan Tunca, bunda Erhan Göksel'in üslubunun etkili olduğu kanaatinde. Gazete sayfalarına kattığı yorumlarla izleyiciyi ekrana bağlayan ve programına aldığı siyasetçi ya da uzmanlarla her kesimin ilgisini çekecek sohbetler yapan Tunca ile programını ve muhalif olmayı konuştuk  

4 yıldır yaptığınız bu program nasıl doğdu?
Gazete haberlerini yorumlu olarak okumayı düşündük. Bu sadece radyolarda vardı. Ankara'nın memur kenti olması, siyasi konuların konuşuluyor olması, siyasi kadroların ilgi duyması bize belli bir izleyici grubu getirdi. 45 yaş üstü grubunda daha çok izleniyoruz.  Genelde emekliler ile işyerinde TV olanlar izliyor bizi. Kendi tarzında ve kulvarında bir çizgi tutturduk. Mütevazı, iddiasız, tartışmasız, polemiksiz, kavgasız gidiyoruz.

İzleyici profiliniz nasıl?
İşin doğrusu, tüm seyirciyi hesaba katalım, kucaklayalım gibi bir düşünceyle yola çıktık.  Bunu olabildiği kadar yapmaya çalışıyoruz. Biraz ulusalcılar, biraz milli görüşçüler, bazı AK Partililer, biraz da sivil toplum örgütü mensupları.

BU DÖNEM MUHALİFLİK ZOR

Mevcut iktidar döneminde program yapmak daha mı zor?
Yayın yapmanın zor olduğu bir dönem olduğunu rahatlıkla söylemek mümkün. Önceki dönemle mukayese bile edilemez. Programlarımızda denge sağlamak zorundasınız. Ancak görüşünü aktarmak için en zor konuk bulacağınız siyasi parti AK Parti. AK Partili bir milletvekiline, bir komisyon üyesine, komisyon başkanına davette bulunduğunuzda gelişlerini sağlamak çok kolay olmuyor.

Neden?
Bilmiyorum, neden... Muhtemelen, Genel Başkanın veya Parti Yönetiminin konuşanlara kısıtlama uygulamasından kaynaklanıyor. Başbakan'ın basına kapalı bir grup toplantısında, bir kaç televizyon kanalının ismini sayıp, 'buralara gitmeyeceksiniz' dediğini duydum. Bunlar belki her dönem olabiliyor.

Programınıza dönük baskı mı var? 
Doğrudan evet demek mümkün değil. Ama AK Parti yönetimde bulunan, öğrencilik yıllarından beraber aynı ortamlarda bulunduğumuz arkadaşlarımız var. Onların zaman zaman konuşma sırasında nazik bir biçimde ya da şakayla karışık rahatsızlık ifade ettiklerini söyleyebilirim.

Önceki dönemlerden farkı ne peki?
Neyi, nerede, nasıl söylemek gerektiği konusunda zaman zaman sıkıntı da yaşıyor olsam, sonuçta dilimden dolayı, başımın derde girdiğini söyleyemem. Otokontrol mekanizması ister istemez çalışıyor. Bu siyasi dönemde otokontrol sistemi biraz daha fazla çalışıyor. Gazeteci, işin doğası gereği muhalif olmak zorunda. Ama bu dönemde kimse muhalefet etmediği için, bizim bazı söylediklerimiz muhalefet gibi algılandı. Demek ki müthiş sinmişlik var. Bir de siyasi çevrelerde eleştiriye tahammülsüzlük var. Eleştirmeye kalktığınızda hemen bir olumsuz damga, eleştiri yöneltilen çevrelerden üzerimize konduruluyor.

Gazete sırasında nelere dikkat ediyorsunuz?
Bütün sermaye gruplarının gazetelerini, aşağı yukarı tiraj dengesi de gözeterek okuyoruz. Önce, Hürriyet, Sabah, Akşam, Zaman ve Habertürk gazetelerini okuyoruz, sonra Cumhuriyet, Yeni Şafak, Milliyet, Vatan, Star ve Radikal gazetelerine geçiyoruz. Aslında okurlardan, Taraf, Yeni Çağ ve Vakit gazetelerinin de okunması için talep geliyor. Ama şimdilik düşünmüyoruz. Bizim polemik yapmak, kavga etmek gibi derdimiz yok. Özellikle Vakit ve Taraf gazeteleri, belli bir misyonla, belli kurumları hedef alarak tek yanlı bir yayın anlayışı izliyor. O yayın anlayışı, çok fazla bizim onayladığımız bir yayın anlayışı değil. 

Manşetlerin dışında neye önem veriyorsunuz?
Manşetleri göz ardı etmeden, biraz da halkın gündemi diyebileceğimiz türden gündem konularını öne çıkartıyoruz. Ekonomi sayfasında kaybolup gitmiş bir haber, bizim için daha önemli olabiliyor. Toplumun ortalama hassasiyetine özdeş bir çizgi tutturmaya çalışıyoruz. Mesela son dönemde genetiği değiştirilmiş gıda maddelerini öne çıkarıyoruz.

Erhan Göksel ile geçen seneye kadar pazar akşamları yaptığınız ve oldukça reyting alan bir program daha vardı. Neden kaldırıldı?
Erhan'ın hükümete dönük sert ve ağır eleştirileri sebebiyle geniş izleyici kitlelerine ulaştık. İktidar çevrelerinde rahatsızlıklar uyandırdığını, doğrudan olmasa da dolaylı biçimde biliyorduk. 

Erhan Göksel'in üslubu mu programı bitirdi?
Erhan'ın fevriliğinin çok büyük payı var. Erhan Göksel, kontrol edilmesi, ne zaman, ne yapacağının kestirilmesi mümkün olmayan bir adamdır. Mesela program öncesinde üslup konusunda mutabık kalırsınız ama bu mutabakat, yayın sırasında Erhan'ın kendi kendisini, amiyane tabirle, gaza getirdiği ana kadardır. Çünkü Erhan'ın kendi kendisini gaza getirme becerisi var. 

Bir programda, Egemen Bağış yayına bağlanmak istiyor ama Göksel karşı çıkıyordu...
Adama geçirmişsin, elbette ki adam cevap hakkını kullanacak. Yayın öncesinde 'kim ararsa bağlanması' konusunda anlaşıyoruz. Ancak yayın sırasında, 'bağlama' diyor  

EBRU TOKTAR ÇEKİÇ
ebru.toktar@aksam.com.tr

Akşam Gazetesi'ndeki röportajından alıntıdır.Yazının orjinali için tıklayın

Stil Değiştir

Buton Renkleri

Sayfa Stili

Arka Plan İmaj

Arka Plan Renk

Temizle